Diarra’dan 2027 FIFA RSTP’ye: 45 Günlük Feshe Teşvik Karinesi ve TFF Düzenlemesi

Bir kulüp, önceki sözleşmesini haklı neden olmaksızın fesheden bir futbolcuyla yalnızca sözleşme imzalaması nedeniyle fesih tazminatından sorumlu tutulabilir ve sportif yaptırımla karşılaşabilir mi? Avrupa Birliği Adalet Divanının 4 Ekim 2024 tarihli Diarra kararı, bu soruya ilişkin FIFA düzenlemelerini önemli ölçüde değiştirmiştir. Kararın ardından önce 2025 tarihli geçici düzenleyici çerçeve yürürlüğe girmiş, daha sonra 1 Ocak 2027’de uygulanmaya başlanacak yeni RSTP ile feshe teşvik konusunda 45 günlük yeni bir karine kabul edilmiştir.

Diarra öncesi: Yeni kulüp için iki ayrı risk

Konunun anlaşılabilmesi için iki farklı hukuki sonucun birbirinden ayrılması gerekir. Bunlardan ilki, futbolcunun ödemekle yükümlü tutulduğu fesih tazminatından yeni kulübün de müşterek ve müteselsil olarak sorumlu olmasıdır. İkincisi ise yeni kulübün futbolcuyu sözleşmesini ihlal etmeye teşvik ettiğinin kabul edilmesi halinde bu kulübe sportif yaptırım uygulanmasıdır.

Diarra kararı öncesinde yürürlükte bulunan düzenlemede, futbolcunun sözleşme ihlali nedeniyle tazminat ödemesine karar verilmesi halinde yeni kulüp de bu tazminattan doğrudan müşterek ve müteselsil olarak sorumlu tutuluyordu. Bunun için yeni kulübün futbolcuyu sözleşmesini ihlal etmeye teşvik ettiğinin ayrıca ispatlanması gerekmiyordu.

Sportif yaptırım bakımından ise koruma dönemi içerisinde önceki sözleşmesini haklı sebep olmaksızın sona erdiren futbolcuyla sözleşme imzalayan yeni kulübün feshe teşvikte bulunduğu varsayılıyordu. Başka bir ifadeyle yeni kulüp, aksini ispat etmediği sürece teşvikte bulunmuş kabul ediliyordu.

2025: Otomatik sorumluluk kalktı, belirsizlik kaldı

Diarra kararının ardından 1 Ocak 2025 tarihinde yürürlüğe giren geçici düzenleyici çerçeveyle bu yaklaşım değiştirildi. Yeni kulübün fesih tazminatından müşterek ve müteselsil sorumlu tutulabilmesi ve sportif yaptırıma tabi olması için futbolcuyu sözleşmesini ihlal etmeye teşvik ettiğinin tespit edilmesi arandı. Böylece her iki sonuç bakımından da ispat yükünün, kural olarak teşvikin gerçekleştiğini ileri süren tarafa geçtiği görülmektedir.

İspat ve delillerin sunulmasına ilişkin bazı usul kuralları getirilmiş olsa da teşvikin hangi somut koşullarda gerçekleşmiş sayılacağı konusunda geniş bir değerlendirme alanı kalmaya devam etti. Çünkü yeni kulübün futbolcuyu sözleşmesini ihlal etmeye teşvik ettiğini açıkça gösteren bir delile her olayda ulaşılması kolay değildi.

2027’nin somut cevabı: 45 gün

FIFA tarafından 10 Haziran 2026’da kabul edilen ve 1 Ocak 2027’de yürürlüğe girecek yeni RSTP, bu konuda daha ayrıntılı bir sistem getirmektedir.

RSTP m.17/9 uyarınca yeni kulübün fesih tazminatından müşterek ve müteselsil sorumlu tutulabilmesi için, somut olayın şartları çerçevesinde ve “olasılıklar dengesi” (balance of probabilities) ölçütüne göre futbolcuyu sözleşmesini ihlal etmeye teşvik ettiğinin ortaya konulması gerekir.

Benzer şekilde m.17/10 uyarınca yeni kulübe sportif yaptırım uygulanabilmesi için, koruma dönemi içerisinde gerçekleşen sözleşme ihlalinin yeni kulüp tarafından teşvik edildiğinin yine olasılıklar dengesi ölçütüne göre tespit edilmesi gerekmektedir.

Asıl dikkat çekici yenilik ise “Teşvik Varsayımı” (Presumption of Inducement) başlıklı yeni m.17/11’dir. Bu hükme göre futbolcunun sözleşme ihlalini takip eden 45 gün içerisinde yeni bir kulüple sözleşme imzalaması halinde, yeni kulübün futbolcuyu sözleşmesini ihlal etmeye teşvik ettiği varsayılacaktır.

Bu varsayım hem yeni kulübün müşterek ve müteselsil tazminat sorumluluğunun hem de sportif yaptırımın belirlenmesinde kullanılacaktır. Ancak sportif yaptırım bakımından sözleşme ihlalinin koruma dönemi içerisinde gerçekleşmiş olması şartı devam etmektedir.

Elbette varsayımın aksi ispatlanabilir. Bunun için yeni kulübün, futbolcuyu sözleşmesini ihlal etmeye teşvik etmediğini Futbol Mahkemesini rahatlıkla ikna edecek ölçüde (comfortable satisfaction of the Football Tribunal) ortaya koyması gerekir. Böylece futbolcunun 45 gün içerisinde yeni bir sözleşme imzalaması, teşvikin kesin olarak gerçekleştiği anlamına gelmemekte; yalnızca ispat yükünün yeni kulübe geçmesine neden olmaktadır.

Peki 45 gün hangi tarihte başlar?

Yeni düzenlemenin uygulamada tartışma yaratabilecek taraflarından biri, 45 günlük sürenin başlangıç noktasıdır. Madde, bu süreyi sözleşmenin feshedildiği veya sona erdiği tarihten değil, futbolcu tarafından gerçekleştirilen sözleşme ihlalinden başlatmaktadır.

Sözleşme ihlali ile sözleşmenin feshi ise her zaman aynı tarihte gerçekleşmeyebilir. Örneğin futbolcu esaslı bir sözleşme ihlalinde bulunabilir ve kulüp bu ihlalden belirli bir süre sonra sözleşmeyi haklı sebeple feshedebilir. Böyle bir durumda 45 günlük sürenin hangi olaydan itibaren hesaplanacağı, yeni kulüple imzalanan sözleşmenin karine kapsamında kalıp kalmamasını doğrudan etkileyecektir.

Maddenin lafzına göre sürenin futbolcunun ihlal teşkil eden davranışından itibaren başlaması gerekir. Ancak ihlal tarihinin her olayda fesih tarihi kadar kolay ve kesin biçimde belirlenememesi, uygulamada bir tartışma alanı yaratabilir. FIFA’nın karineye somut bir zaman sınırı getirmesi hukuki belirliliği artırsa da bu sürenin başlangıcının ayrıca açıklığa kavuşturulması gerekebilir.

TFF’de karine var; peki sınırı nerede?

TFF Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transferleri Talimatı’nda henüz FIFA’nın 45 günlük yaklaşımına karşılık gelen bir düzenleme bulunmamaktadır.

Talimat’ın 29/3. maddesine göre sözleşmesini tek taraflı feshettikten sonra yeni bir kulübe tescil edilen futbolcunun feshe yeni kulübü tarafından teşvik edildiğinin tespit edilmesi halinde yeni kulüp, feshin hukuki ve sportif cezai sonuçlarından futbolcuyla birlikte müteselsilen sorumlu olur. Bu maddede teşvikin varlığına ilişkin açık bir karine bulunmamakta, teşvikin tespit edilmesi aranmaktadır.

Buna karşılık m.30/5, koruma dönemi içerisinde futbolcuyu feshe yönelten veya sözleşmenin feshine neden olan kulüplere fesih tazminatı ödeme yükümlülüğünün yanı sıra sportif yaptırım uygulanacağını belirtmektedir. Aynı fıkraya göre önceki sözleşmesini haklı bir sebep olmaksızın sona erdiren futbolcuyla sözleşme imzalayan kulübün, aksi ispat edilmedikçe futbolcuyu sözleşmesini feshetmeye yönelttiği varsayılır.

İki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde karinenin kapsamı yeterince açık değildir. M.30/5’in “Sportif Cezalar” başlığı altında yer alması ve devamında yeni kulübe uygulanacak transfer yasağının düzenlenmesi, karinenin yalnızca sportif yaptırım bakımından getirildiği yönündeki yorumu destekleyebilir. Buna karşılık aynı fıkranın ilk cümlesinde hem fesih tazminatından hem de sportif yaptırımdan söz edilmesi, karinenin müşterek ve müteselsil sorumluluğun belirlenmesinde de kullanılabileceği yönünde bir yoruma imkân vermektedir.

M.29/3’te teşvikin “tespiti” aranırken m.30/5’te koruma dönemi içerisindeki fesihler bakımından aksi ispatlanabilir bir karineye yer verilmesi, bu iki hüküm arasındaki ilişkinin daha açık biçimde düzenlenmesini gerekli kılmaktadır.

Fesih mi, ihlal mi?

TFF düzenlemesinde dikkat çeken bir diğer husus kullanılan ifadelerdir. M.29/3, sözleşmesini tek taraflı fesheden futbolcudan; m.30/5’teki karine ise önceki sözleşmesini haklı bir sebep olmaksızın sona erdiren futbolcudan hareket etmektedir. FIFA’nın 2027 düzenlemesi ise 45 günlük süreyi doğrudan futbolcu tarafından gerçekleştirilen sözleşme ihlaline bağlamaktadır.

Futbolcunun esaslı sözleşme ihlali üzerine sözleşmenin eski kulüp tarafından haklı sebeple feshedildiği durumlarda TFF m.30/5’in ilk cümlesindeki “sözleşmenin feshine neden olan” ifadesi belirli ölçüde uygulama alanı sağlayabilir. Bununla birlikte aynı fıkradaki karinenin lafzı, doğrudan futbolcunun önceki sözleşmesini sona erdirdiği hallere yöneliktir.

Bu nedenle futbolcunun ihlali sonucunda sözleşmenin eski kulüp tarafından feshedildiği bir olayda karinenin uygulanıp uygulanmayacağı açık değildir. TFF düzenlemesinde “fesih” ve “sözleşme ihlali” kavramları arasındaki bu farklılığın giderilmesi, benzer olaylarda farklı sonuçlara ulaşılmasının önüne geçecektir.

FIFA’nın yeni düzenlemesi bütün tartışmaları ortadan kaldırmasa da önceki sınırsız karineyi 45 günlük bir süreyle sınırlandırarak daha belirli bir çerçeve sunmaktadır. TFF düzenlemesinde ise karinenin müşterek ve müteselsil sorumluluğa uygulanıp uygulanmayacağı, futbolcunun ihlali üzerine eski kulübün sözleşmeyi feshettiği hallerin kapsama girip girmediği ve koruma döneminin tamamına yayılan karinenin hangi zamansal sınırlar içerisinde uygulanacağı yeterince açık değildir.

Bu nedenle TFF’nin FIFA’nın yeni sistemini dikkate alarak teşvik karinesinin kapsamını, başlangıç noktasını ve hukuki sonuçlarını daha açık şekilde düzenlemesi yerinde olacaktır.

Av. Ceren YÜCEL